16 Eylül günü Borsa İstanbul'da yaşanan şey sıradan bir kötü seans değildi. Ekrana bakan herkes aynı soruyu sordu sanırım: "Fonlarda bir sorun varsa benim hisseye ne olacak?" BIST 100 gün içinde yüzde 6'ya yaklaşan düşüş gördü, devre kesici çalıştı ve günü yüzde 5,54 kayıpla 13.122,58 puanda bitirdi. Bankacılık ve sınai endekslerdeki düşüş de yüzde 6'nın üzerine çıktı. Bu kadar sert satışın arkasında sadece rakamlar yoktu, para piyasası fonlarında ortaya çıkan iade ödemesi sorunu ve hızla yayılan güven kaybı vardı.
Önce şunu netleştireyim: Burada konuşulan her fon aynı durumda değil, her yatırımcının parası da aynı riskte değil. Fakat Pusula Portföy tarafındaki bazı fonlarda katılma payı iade ödemelerinin zamanında yapılamadığına, yani temerrüt oluştuğuna ilişkin açıklama; ardından Tera Portföy'den gelen benzer duyurular, piyasanın en hassas yerine dokundu. Fonun getirisi eksiye geçebilir, bu kötü ama anlaşılır bir durumdur. İnsanların asıl paniği "satış emrimi verdiğimde param ne zaman gelir?" sorusunda başlıyor.
Pusula Portföy tarafında ne oldu?
Pusula Portföy bazı fonlarında, paralarını çekmek isteyen yatırımcılara yapılması gereken iade ödemelerinin zamanında gerçekleştirilemediğini duyurdu. Temerrüt denilen şey burada tam olarak budur: Sözleşmede veya fonun iade esaslarında öngörülen ödeme vadesinde nakit çıkışının yapılamaması.
Bu durum "fon tamamen sıfırlandı" ya da "bütün fonlar battı" anlamına gelmez. Fakat likidite sorusu doğurur. Bir fonun elinde kağıt üzerinde değerli varlıklar olabilir; o varlıkları bugün, yeterli fiyattan ve yeterli hacimle satıp nakde dönüştüremiyorsa yatırımcının iadesini karşılamak zorlaşır. Özellikle sığ hisselerde, bir anda çok sayıda satıcının gelmesi fiyatı aşağı çekebilir. Fon satış yaptıkça fiyat bozulur, fiyat bozuldukça yeni satış isteği gelir. Berbat bir döngü.
Piyasa verilerini aktaran Bloomberg HT'ye göre Pusula fonlarından ağustos sonundan bu yana yaklaşık 129 milyar TL çıkış yaşandı. Aynı haberde bazı fonlardaki değer kayıplarının da çok sert olduğu belirtiliyor. Bu veriler, tek başına olayın bütün hukuki veya mali tablosunu anlatmıyor; fakat neden ekranların bu kadar hızlı kırmızıya döndüğünü anlatıyor.
Tera Portföy tarafında temerrüt açıklaması ne anlama geliyor?
Tera Portföy de Para Piyasası (TL) Fonu katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğunu KAP açıklamasıyla duyurdu. Ayrıca Tera Portföy Hisse Senedi Fonu için de temerrüt açıklaması yapıldı. Şirket, ilgili aracı kurumlarla mutabakatların ve likidite yönetimi sürecinin sürdüğünü belirtti.
Tera Dördüncü Hisse Senedi Serbest (TL) Fonu tarafında ise bambaşka ama yine likiditeyle ilgili bir adım var. Bu fonun yatırım stratejisinin değişmediği söylendi; değişen şey fiyatlama ve çıkış sistemi:
- Önceden fon birim fiyatı her iş günü hesaplanıyor, satım emri her iş günü alınıyor ve ödeme T+2 iş gününde yapılıyordu.
- Yeni uygulamada birim pay değeri ayda bir kez, ayın 15'inde hesaplanacak. Satım talimatı iş günlerinde verilebilecek ama işlem o değerleme gününde oluşan fiyatla yapılacak. Ödeme de değerleme tarihinden sonraki 10. iş gününde yapılacak.
Yani "bugün sattım, iki gün sonra nakitteyim" düzeni bu fon için artık geçerli değil. 16 Eylül 2026 saat 13.31'den sonra iletilen emirler için başlayan bu uygulama, likidite riski yüzünden fonun elindeki varlıkların yatırımcı aleyhine çok kötü fiyattan satılmasını engellemek amacıyla açıklandı.
Bana sorarsanız bu karar, yaşanan kaosu biraz dinginleştirmek açısından doğru yönde bir hamle. Panik başladığında herkes aynı anda çıkış kapısına yöneliyor. Fon yöneticisi de nakit yaratmak için elindeki sığ varlıkları ne pahasına olursa olsun satarsa, ilk çıkan parasını alırken içeride kalan yatırımcı daha kötü bir fiyata mahkum olabilir. Değerlemeyi seyrekleştirip ödemeyi takvime bağlamak, bu ani çıkış dalgasını yavaşlatıyor ve portföye nefes alanı açıyor. Bu, sorunu sihirli biçimde çözmez; ama yangına benzin dökmemek için mantıklı bir fren.
Fakat bu frenin bedeli var. Yatırımcı artık likiditeyi bir hak gibi değil, takvime bağlı bir imkan gibi düşünmek zorunda. Acil nakit ihtiyacı olan biri için bir ayda bir değerleme ve sonrasında 10 iş günü beklemek az süre değil. Bence burada asıl kritik mesele, bu kuralların en baştan açık ve anlaşılır olması. Yatırımcı fonu alırken hem yüksek getiri ihtimalini hem de kötü bir günde çıkışın uzayabileceğini bilirse, bu tip kararlar sonradan gelen bir şok değil, risk yönetiminin doğal parçası olur.
Borsa İstanbul neden bu kadar sert düştü?
Borsada bazen fiyat düşer, bazen güven düşer. 16 Eylül'de ikisi birlikte oldu. Pusula tarafındaki iade sorunu, Tera açıklamaları ve düşük likiditeli hisselerdeki satış ihtimali birleşince yatırımcılar sadece ilgili fonları değil, piyasadaki diğer riskli gördükleri pozisyonları da satmaya yöneldi. BIST 100'de gün içi devre kesicinin çalışması bunun en görünür işaretiydi.
Bir de zarar-kes emirleri var. Endeks belirli seviyelerin altına indiğinde, daha önce koyulmuş otomatik satış emirleri devreye girer. Satış satış doğurur. Kredili işlem kullananların teminat baskısı da eklenince işler daha hızlı çirkinleşebilir. Bu yüzden "Pusula'daki olay benim aldığım büyük şirkete niye vurdu?" sorusunun kısa cevabı, piyasanın önce riski azaltmaya çalışmasıdır. O anda kaliteli-kalitesiz, ucuz-pahalı ayrımı bazen ikinci plana düşüyor.
Fakat burada bir şeyi birbirine karıştırmamak lazım: Bir fondaki iade problemi, Borsa İstanbul'daki bütün şirketlerin aynı mali probleme sahip olduğu anlamına gelmez. İlk şokta piyasa bunu ayırmayabilir; zaman geçtikçe bilanço kalitesi, borçluluk, işlem hacmi ve gerçek nakit üretimi tekrar önem kazanır.
Serbest fonlardaki yeni düzenleme bu hikayenin neresinde?
SPK'nın 28 Ağustos 2026 tarihli 52/1589 sayılı kararıyla güncellediği Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber, tam da yoğunlaşma ve likidite meselesine daha sert çerçeve çiziyor. Bu konuya daha önce Serbest Fonlarda Yeni Dönem: Daha Az Sis, Daha Çok Kural yazısında değinmiştim. Şimdi o kuralların neden geldiği daha somut hissediliyor.
Yeni çerçevede serbest fonların tek bir hisseye, tek ihraççıya veya ilişkili şirketlere aşırı yığılması zorlaşıyor. Fon portföyünün yüzde 5'ini aşan araçların toplamı için yüzde 20 sınırı var. Serbest fonların halka açık paylardaki azami sahipliği de şirketlerin fiili dolaşım oranına bağlandı. TEFAS'ta işlem gören serbest fonların haftalık portföy dağılım raporlarını KAP'ta yayımlaması da önemli; yatırımcı portföyü aylık fotoğrafla değil, daha sık takip edebilecek.
Pozitif tarafta bu kurallar, birkaç sığ hisseye aşırı yüklenen stratejilerin piyasa üzerinde kurduğu baskıyı azaltabilir. Daha şeffaf raporlama, daha fazla portföy yöneticisi sorumluluğu ve yoğunlaşma sınırları; "getiri nereden geliyor?" sorusuna daha net cevap alma şansı verir.
Negatif tarafta ise geçiş dönemi sancılı olabilir. Çok yoğun portföyler yeni sınırlara uyum için pozisyon azaltmak zorunda kalırsa, zaten dar olan hisselerde satış baskısı oluşabilir. Serbest fonların yüksek getiri potansiyeli bir miktar törpülenebilir; bu da yatırımcıların beklediği getiri ile aldıkları likidite riskini yeniden hesaplamasını gerektirir. Kurallar gerekli diye piyasaya ilk gününden itibaren ağrısız gelecek diye bir şey yok.
Fon yatırımcısı şimdi neye bakmalı?
Panik halinde her şeyi satmak ya da sosyal medyada duyduğu tek bir mesaja göre işlem yapmak bana sorarsanız en kötü iki seçenek. Fonunuz varsa önce kendi fonunuzun izahnamesine, yatırımcı bilgi formuna, KAP duyurularına ve alım-satım esaslarına bakın. Özellikle şu dört şeyi kontrol edin:
- Satış emri verince hangi günün fiyatı geçerli? Günlük fiyatlama ile ayda bir fiyatlama aynı şey değil.
- Nakit ödeme valörü kaç gün? T+2 mi, daha uzun mu? Bu detaylar kriz yokken sıkıcı gelir, kriz olduğunda en önemli satır olur.
- Portföy ne kadar yoğun? Tek bir hisseye, gruba veya likiditesi düşük varlıklara yüksek ağırlık var mı?
- Fonun risk değeri ve yatırımcı profili size uyuyor mu? Para piyasası fonu ismi tek başına "her koşulda hemen nakit" demek değildir; alım-satım esasını ayrıca okumak gerekiyor.
Bunlar yatırım tavsiyesi değil, fonu satın alırken veya elde tutarken okunması gereken temel belgeler. Eğer doğrudan etkilendiğinizi düşünüyorsanız, fonun kurucusunun ve işlem yaptığınız aracı kurumun resmi duyurularını takip etmek en doğru yol. Sosyal medya bu tarz günlerde bilgi kadar gürültü de üretiyor.
Tera Grubu yaşananları geçici bir likidite sıkıntısı ve spekülatif saldırı olarak tanımlıyor. Piyasanın ve düzenleyici kurumların sonraki açıklamaları, ödeme süreçleri ve fonların yeni esaslarla nasıl işleyeceği ise asıl belirleyici olacak. Şu an için ortada herkesin kolayca sindireceği bir tablo yok. Ama en azından şu ders çok net: Fon alırken sadece son bir yıllık getiriye değil, gerektiğinde o fondan nasıl ve ne kadar sürede çıkabileceğinize de bakmak gerekiyor.
Finans notu: Bu yazı genel bilgi ve kişisel yorum içerir; yatırım danışmanlığı veya yatırım tavsiyesi değildir. Fonların geçmiş performansı gelecekteki sonuçların garantisi değildir. Karar vermeden önce fon izahnamesini, KAP bildirimlerini, risk değerini ve kendi finansal durumunuzu inceleyin.
Kaynaklar
- SPK — Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber, 28 Ağustos 2026 değişiklikleri
- Bloomberg HT — Borsada sert satış derinleşti: Devre kesici çalıştı, 16 Eylül 2026
- Bloomberg HT — Tera, bazı serbest fonlarında ayda bir fiyat belirleme ve ödeme yapacak, 16 Eylül 2026
- Dünya Gazetesi — Tera, bazı fonlarında fiyatlama ve ödeme süresini değiştirdi, 16 Eylül 2026
- Anadolu Ajansı — SPK düzenlemesinin fonlarda yoğunlaşmayı ve manipülasyonu önlemesi bekleniyor, 31 Ağustos 2026




