Bir kitabı bitirip kapağını kapattıktan sonra, birkaç hafta içinde içinden ne kaldığını düşünmek biraz garip. Bazı kitaplardan tek bir sahne kalıyor, bazılarından bir cümle, bazılarından ise sadece kapağın rengi. Bu kötü okuduğumuz anlamına gelmiyor. Fakat biraz daha fazlasını saklamak istiyorsak, not tutmayı ikinci bir işe çevirmemek gerekiyor.

Her sayfayı işaretleyip her paragrafı özetlemeye çalışınca okuma zevki kayboluyor. Kitapla değil, kendi arşiv sistemimizle uğraşmaya başlıyoruz. Benim daha mantıklı bulduğum şey az not almak ama notu metne bakmadan önce akıldan geçirmek.

Önce kitaba bakmadan hatırlamaya çalışın

Karpicke ve Blunt'un çalışması, öğrenmede bilgiyi kitaba bakmadan geri getirmeye çalışmanın, yalnızca tekrar okumaktan daha güçlü olabildiğini gösteriyor. Bu araştırma çoğunlukla ders materyalleri ve öğrenci örnekleriyle yapılmış; roman okurken aynı sonucu garanti ediyor diyemeyiz. Yine de mantığı işe yarıyor: Hatırlamaya zorlanmak, "evet bunu okumuştum" demekten daha etkin.

Bu kısa sistem bir kitap için şöyle görünebilir:

3 cümle: Ne oldu ya da ne söylendi?
1 soru: Bende hangi soru kaldı?
1 alıntı + sayfa: Neye geri dönmek istiyorum?

Bu kadar. Uzun bir özet çıkarmak şart değil.

Bir alıntı, bir soru, birkaç cümle

Küçük bir düzen yeterli oluyor: Üç maddelik kendi cümlelerinizle özet, bir soru, hoşunuza giden bir alıntı ya da sayfa numarası. Alıntıyı bile seçerken "bunu neden saklamak istiyorum?" diye sormak iyi geliyor. Sırf güzel görünüyor diye sayfalarca cümle biriktirmek, sonra dönüp bakmadığınız bir koleksiyona dönüşebiliyor.

Karpicke ve Roediger'in tekrarlı geri getirme araştırması da tekrar hatırlamanın uzun süreli saklamaya yardım edebildiğini gösteriyor. Bu yüzden kitabı bitirdiğiniz günün ertesi günü beş madde daha yazmak, bütün notları baştan okumaktan daha anlamlı olabilir.

El yazısı mı, telefon mu?

Mueller ve Oppenheimer'in not alma çalışması, ders dinlerken uzun el yazısıyla not alan öğrencilerde kavramsal öğrenme açısından avantaj olabileceğini öne sürüyor. Bu bulguyu roman okumaya doğrudan taşımak doğru olmaz. Ama herkes aynı ortamda okumuyor; dijital not bazen daha pratik, bazen de tek sürdürülebilir seçenek.

Önemli olan sistemin güzel görünmesi değil, geri dönülebilir olması. Telefon notlarında dört etiket, küçük bir defterde sayfa numarası, e-kitapta yalnızca birkaç vurgulu satır... Hangisine gerçekten geri dönüyorsanız o sizin sisteminizdir.

Bir kitabı bütünüyle hafızaya almak zorunda değiliz. Bize bırakacağı bir iki soru, bir sahne ve tekrar açmak isteyeceğimiz küçük bir iz çoğu zaman yeter.