Şarkı yazarken tıkanmak diye bir şey var, ama bunun tek bir şekli yok. Bazen akor bulamıyorsunuz. Bazen söz var ama melodinin üstüne oturmuyor. Bazen de ortada küçük bir fikir olduğu hâlde, daha ilk on saniyede "bu çok kötü" deyip dosyayı kapatıyorsunuz.

Bu sonuncusu bana en tanıdık gelen taraf. Fikir üretme ile fikri yargılama işi aynı anda olunca masada pek bir şey kalmıyor. İlk taslağın iyi olması gerektiği düşüncesi, şarkının kendisinden daha ağır bir yük olabiliyor.

Ara vermek boş vermek değil

Yaratıcı problem çözme araştırmalarında "kuluçka/ara verme etkisi" (incubation effect) diye anılan bir durum var. Sio ve Ormerod'un meta-analizi, bazı koşullarda verilen aranın problem çözmeye yardım edebildiğini gösteriyor. Bu, "bir hafta hiçbir şey yapma, şarkı kendiliğinden gelir" demek değil. Daha çok, aynı dört ölçünün içinde dönüp dururken zihne biraz mesafe verme fikri.

Baird ve arkadaşlarının çalışması da düşük talepli başka bir işle uğraşırken zihnin dolaşmasının bazı yaratıcı görevlerde işe yarayabildiğini tartışıyor. Yani yürüyüşe çıkmak, bulaşık yıkamak ya da başka bir şarkı dinlemek sihirli bir yöntem değil; ama aynı noktaya sinirlenerek bakmaktan daha iyi bir ara olabilir.

Taslağı ve edit'i birbirinden ayırın

Bir oturumda sadece fikir toplamak, başka bir oturumda da neyin kalacağına bakmak bence daha merhametli bir düzen. İlk aşamada sözün kusuru, kafiyenin zayıflığı ya da davulun henüz yerine oturmaması normal. Hatta biraz kötü olması serbest.

Kendinize çok büyük bir hedef koymak yerine bir kıta, sekiz ölçülük bir riff ya da yalnızca nakaratın son cümlesi yeterli olabilir. O gün şarkı bitmese bile dosyada geri dönülecek bir şey kalır.

Aynı kapıya vurmayı bırakmak

Tıkanınca ilk değiştirilecek şey her zaman akor dizisi olmak zorunda değil. Tempo değişebilir. Anlatıcı değişebilir. Şarkıyı "ben" yerine başka biri söylüyor gibi yazabilirsiniz. Gitarı bırakıp ritmi masaya vurarak kurmak da bazen o fazla tanıdık yürüyüşü kırar.

Bitmemiş fikirleri silmek yerine ayrı bir klasöre atmak daha iyi geliyor. Bazı fikirler gerçekten kötü olabilir, bunda sorun yok. Bazıları ise yalnızca yanlış günün fikridir. Aylar sonra açınca neden yarım kaldığını bile anlamadığınız olur.

Tıkanmak yeteneksizlik kanıtı değil. Uzun sürüp hayatın başka taraflarını da zorlamaya başladıysa, bunun yaratıcılıktan büyük bir yorgunluk olabileceğini de hesaba katmak gerekir. Ama sıradan bir yazma gününde, kötü bir taslağa izin vermek çoğu zaman kapıyı yeniden aralıyor.