Eski bir oyunu yeniden açtığınızda ilk birkaç dakika garip oluyor. Kontroller biraz sert, kamera biraz huysuz, çözünürlük artık alıştığımız kadar rahat değil. Sonra bir müzik giriyor ya da menü sesi geliyor ve bütün bu kusurlar birden başka yere oturuyor.

Bu yalnızca "eskiden her şey daha iyiydi" meselesi değil. Zaten çoğu eski oyuna bugün ilk kez bakan biri bizim kadar bağlanmayabilir. Oyunun kendisi kadar, o oyunu oynadığımız zaman da işin içinde.

Oyunu mu özlüyoruz, dönemi mi?

Nostalji üzerine çalışan Wildschut ve arkadaşları, geçmişe dönük anıların sosyal bağ, kimlik ve anlam duygularıyla ilişki kurabildiğini anlatıyor. 2006 tarihli çalışma, nostaljiyi yalnızca tatlı bir hüzün gibi ele almıyor. Bu, eski oyunu açınca otomatik olarak iyi hissedeceğimiz anlamına gelmiyor; ama neden bazı menü seslerinin bile insanı bir anda başka bir yıla götürdüğünü açıklamaya yardım ediyor.

Belki oyunun kendisini değil, okuldan gelince oynadığımız iki saati, aynı oyunu konuştuğumuz arkadaşları ya da o dönemde daha az seçenek arasında daha uzun süre kaldığımızı özlüyoruz.

Tanıdık olanın rahatlığı

Eski oyunların çoğu bugün daha basit görünür, fakat basit olması yüzeysel olduğu anlamına gelmez. Kontrollerini biliyoruz. Ne kadar ceza vereceğini tahmin ediyoruz. Haritanın hangi köşesinde ne olduğunu az çok hatırlıyoruz. Yeni bir oyuna başlarken yaşanan uzun eğitim bölümü ve menü karmaşası yok.

Ryan ve arkadaşlarının oyun motivasyonu üzerine çalışması, özerklik, yeterlik ve ilişki kurma gibi ihtiyaçların oyun deneyimindeki yerini tartışıyor. Eski oyuna dönmenin verdiği rahatlıkta da biraz bu olabilir: Oyunun dilini zaten konuşuyor olmak. Daha ilk on dakikada acemi hissetmiyoruz.

Her eski oyun geri dönünce aynı kalmıyor

Nostalji biraz acımasız da olabiliyor. Bazı oyunları açınca güzel hatıranın oyundan çok belleğimizde kaldığını fark ediyoruz. Uzayan görevler, kaydetme noktaları, o dönemin sinir bozucu tasarımları... Bunlar da duruyor.

Bence bu hayal kırıklığı oyunu küçültmüyor. Oyun kendi zamanında bize başka bir şey vermiş olabilir. Bugün aynı etkiyi yaratmak zorunda değil. Bir albümü yıllar sonra dinlemek gibi; bazı parçalar hâlâ yerinde, bazıları ise yalnızca o yaşta çalışıyormuş.

Eski oyuna dönmek bazen iyi geliyor çünkü yeni bir şey talep etmiyor. Her sistemi öğrenmeniz, her güncellemeyi takip etmeniz gerekmiyor. Bir süreliğine tanıdık bir dünyaya girip çıkıyorsunuz. Bu da az şey değil.